Büyüdüğünde okuman için;
ELbette her anne çocuğunu çok sever. Ama ben ben varya kızım. seni öylesine seviyorum ki. gözlerim sen bakar,kulaklarım seni duyar olmuş. nefes alıp verişim gülüşünden ibaret olmuş. hayatımın düzeni sana ait senler binlerceler olmuş.
sen iyki geldin. kızım. hayatımıza. sefalar getirdin. Herkes evladını sever ben seni hep daha çok seviyorum. eskilerle yaşamıyorum. kaybettiğim yüreğimi unutmuyorum. ama allah bana ikinci bir yüreği verdi. canlanmam için. hoş geldin kızım. benim için artık geçmiş yok sen varsın. benim için artık senle babandan başka yol yok.
Meğer ben ne anneymiş. hazır ola geçtim. küçük ellerinle bana yolu gösterdin.
korkularımın şeklini değiştirdin. eskiden korktuğum ne varsa unuttum gitti. gözyaşlarımı artık boşuna akıtmıyorum.
hoş geldin kızım;
bir baharda çiçekler açtırdın evimize.
adın gibi Elif gibi dik Nehir gibi hep dupduru canlı mutlu ol.
seni çok seviyorum.
annen
Dicle:) sende benim kızım Nehir
Hakkımda
2 Kasım 2015 Pazartesi
27 Nisan 2015 Pazartesi
GEÇİP GİDEN ZAMANLARI BİR YERLERDE BULSAM... SONRA ÜZÜLSEM ÜZÜLDÜĞÜME ÜZÜLSEM...GÖZYAŞIMA DALIP DALIP SENİ HATIRLARIM.
22 Şubat 2015 Pazar
Bazen bazı hayatlar dışarıdan göründüğü gibi değildir. Kimisi çok mutsuzken yalanlar söyler. Kimisi bazen mutlu bazen mutsuz hayatında yetinmenin verdiği sabrı öğrenir hayatına devam eder. Kimiside hiç kimseye değilde kendine bunu yaptığına inanamaz. Kader insana çeşitli yol ayrımı verir. O yol ayrımlarında insan kaderine ait kararlar verir. o an kendini çok akıllı sanan sen verdiğin karardan pisman olursun. ama var ya egon öylesine güçlüdür ki bir türlü verdiğin kararın yanlış bir karar olduğuna asla inanmazsın. gel gör ki bunun farkında olan sadece akıllı insanlardır. Aptallar kendini kandırır ya da kendini kandırmaya devam eder.
Evet ben hep saf temiz kararlar vermek istedim hayatta verdiğim karar doğru mudur diyede düşünmedim. bana hep fazlasını gösterdi hayat verdi de sağolsun. ama asla aptal biri olmadım.saf oldum ama asla aptal olamadım. Şimdi kendimle başa çıkmakta zorlanıyorum. Kadere inanıyorum mu zaman zaman. ama kaderin bize çift seçenekler sunduğuna daha çok inanıyorum.
Ama affediciliğim yerine ızdıraplar bırakıyor. ben neden kolay affedemiyorum artık? ya da ben neden kolay unutamıyorum. Ya da kendimi unutturmak için zorluyorum. ya neden yoruyorum kendimi... Bazı insanlara neden tahammül edemiyorum. ya neden ben yara alıyorum her dokunuşlarda her söz diye atılan acımasız darbelerde. Elif Şafak der ki; “Bazen... böyle birdenbire yaralanıveririz. Ama her yara iyileşir. Eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır. Gözlerden saklanır. Çünkü hiçbir yara görülmek istemez. Yeter ki bu yara gözbebeklerine çıkmasın. Çünkü eğer gözbebeklerin yaralanırsa, bir daha asla aynı gözle bakamazsın dünyaya. Baktığın her şeyin kötü yanını görmeye başlarsın. Saklı kalmış pislikler bile kaçmaz gözlerinden. Öteki insanlar da hisseder artık aynı şeyleri görmediğini ve artık onları sevmediğini. Rahatsız olurlar. Onlar da bir daha aynı gözle bakamaz sana. Bu yüzden kimse seni yakınında görmek istemez. Resim aynı resimdir aslında, değişen senin gözlerindir. Eğer sen çıkarsan resimden, her şey eskisi gibi kalır, herkes rahat eder. Şahsen bence en iyisi, gitmektir böyle durumlarda. Üstüne üstüne gitmek. İnadına!” Üzülme!.
Evet ben hep saf temiz kararlar vermek istedim hayatta verdiğim karar doğru mudur diyede düşünmedim. bana hep fazlasını gösterdi hayat verdi de sağolsun. ama asla aptal biri olmadım.saf oldum ama asla aptal olamadım. Şimdi kendimle başa çıkmakta zorlanıyorum. Kadere inanıyorum mu zaman zaman. ama kaderin bize çift seçenekler sunduğuna daha çok inanıyorum.
Ama affediciliğim yerine ızdıraplar bırakıyor. ben neden kolay affedemiyorum artık? ya da ben neden kolay unutamıyorum. Ya da kendimi unutturmak için zorluyorum. ya neden yoruyorum kendimi... Bazı insanlara neden tahammül edemiyorum. ya neden ben yara alıyorum her dokunuşlarda her söz diye atılan acımasız darbelerde. Elif Şafak der ki; “Bazen... böyle birdenbire yaralanıveririz. Ama her yara iyileşir. Eninde sonunda kabuk bağlar, üstünü kapatır. Gözlerden saklanır. Çünkü hiçbir yara görülmek istemez. Yeter ki bu yara gözbebeklerine çıkmasın. Çünkü eğer gözbebeklerin yaralanırsa, bir daha asla aynı gözle bakamazsın dünyaya. Baktığın her şeyin kötü yanını görmeye başlarsın. Saklı kalmış pislikler bile kaçmaz gözlerinden. Öteki insanlar da hisseder artık aynı şeyleri görmediğini ve artık onları sevmediğini. Rahatsız olurlar. Onlar da bir daha aynı gözle bakamaz sana. Bu yüzden kimse seni yakınında görmek istemez. Resim aynı resimdir aslında, değişen senin gözlerindir. Eğer sen çıkarsan resimden, her şey eskisi gibi kalır, herkes rahat eder. Şahsen bence en iyisi, gitmektir böyle durumlarda. Üstüne üstüne gitmek. İnadına!” Üzülme!.
Dert etme can!..
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan..
Ne mutlu sana!.. Elinde olmayanları söyleme bana..
Elinde olanlardan bahset can!… Üzülme!..
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?..
Gidenler dönmeyecek mi?..
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..
Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış…
Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta…
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..
“Hüzün olgunlaştırır” …“Kaybetmek sabrı öğretir”…
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan..
Ne mutlu sana!.. Elinde olmayanları söyleme bana..
Elinde olanlardan bahset can!… Üzülme!..
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?..
Gidenler dönmeyecek mi?..
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..
Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış…
Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta…
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..
“Hüzün olgunlaştırır” …“Kaybetmek sabrı öğretir”…
(Mevlana )
11 Temmuz 2014 Cuma
uyusam unutsam uyandığımda unutmasam...
Sizin hiç hergün unutmak isteyerek güne başlayıp uyandığınızda unutamayacaklarınız oldu mu? Benim oldu. hemde birkez... bir daha asla değiştiremeceğim. ne yaparsam yapayaım unutmaayacağım aslında unutmak istemeyeceğim birşey...
bana geçti diyorlar. bazıları birdaha olmaz. bazıları kimler neler yaşıyor diyor. bazıları görmemezlikten geliyor. bazıları çok güçlüsün sen diyor. ama ben hergün var ya ben hergün unutamamakla uyanıyorum güne. ben varya ben bogazım agrıyor ağlayamamaktan içime atmaktan. dümdüz oluyorum kalpsiz bazen. ben varya ben dünyanın en çaresizi oluyorum. kendime üzülüyorum bir bakıyorum kendimi tanıyamıyorum. kimileri ben senin yerinde diye cümlelere başlıyor. kimileri bugün nasılsın diyor. iyiyim. diyorum.. ama iyimde kimi zamanlar.
Geçti bitti diyorum. fırtına dindi. fırtına geçip bittiği köyleri yokeder. ardın da yıkık duvarlar kalıntılar izler bırakır kendinden. Sonra orda yaşayanlar yeniden can bulmaya çalışır. eskiyi unutmaz. gelecekten korkar mı bilinmez. ama daha dikkatli davranır. evlerini inşaa ederken.
sadece zamana yardım ediyorum ben. bana bir iylik yapsın diye. dünyadaki en acı şey bünyeye girdiği anda dünyadaki en büyük sevginin uyandığınızda birden yitip gitmiş olmasıdır.
SON OLARAK SÖYLEMEK İSTEDİĞİM BİR ŞARKI VAR ferda anıl yarkın'ın eskiden söylediği bence hala güzelliğiini koruyan sonuna kadar geldim. kavuşamadım ben sana anlatamadım derdimi....
bekledim inan seni hergün. dayanamadım sevgisiz. yaşayamadım ben sensiz.
AYLAR GEÇSEDE YILLAR GEÇSEDE BİR ÖMÜR BÖYLE SÜRSEDE BEN SENİ UNUTAMAM ANNEM.....
8 Temmuz 2014 Salı
işte böylee
Onun için bu bir yarım kalmışlığın hikayesiydi. Nerden başlayacağını bilemediği.Yüzünü asla tanıyamayacağı, sesini duyamayacağı. Ona sen benim için ne kadar önemliydin diyemeceği bir yarımlıktaydı. Hayaller kurarken daha bu yaşta insan kararlar vermemeli hayatta diye düşünüyorum. bir karar verdiğin zaman o karar seni mutlaka başka kararlar vermeye yada tercihlere doğru götürür. İnsan hayatta bilinmeyenlerle yaşarken planlar yapıyor maalesef. ki işte yapılan o planlar başına da koca dertler açıyor. vicdan muhasebesi, uzun süren sessizlik bir daha kararlar alma ama asla ve asla uygulamaya koyamama gibi durumlarını da beraberinde getiriyor.
Aciziim aciziz AZİZİM vesselam. kimimiz gezmek tozmak peşindeyiz, kimimiz eften püften. ama hepimiz etten kemikteniz vesselam. Herkesin hayatında kaybettikleri vardır. kaybedecekleri de olacaktır. Bazı kayıplar insanın ciğerini söküp alıyor be. Adama vay benim kalbim var atıyor ama aslında kalbimde yok artık dedirtiyor. Bazı kayıplar arkasından göz yaşları döktürtemiyor. Çünkü biliyor O da gözyaşların dökülse bir türlü oluyor dökülmese bin türlü. Herkesin var dimi kayıpları. Arkasından baktıkları ama göremedikleri. Yüzünü görmek istedikleri can atardım biliyormusun kokusunu duymaya hiç birşey olmasa bana ait ona ait ondan birşeyler bulmaya. ACİZİMM ACİZİMMM BUARALAR AZİZİM. yarım kalmışlıık ama öyle böyle değil bu kalmış benim ciğerimi söktü aldı. arkasından önce gözyaşları döktürdü ya hani. artık o yaşlar kalpten gelmeye başlayınca öylece kalakaldım vesselam.
Aciziim aciziz AZİZİM vesselam. kimimiz gezmek tozmak peşindeyiz, kimimiz eften püften. ama hepimiz etten kemikteniz vesselam. Herkesin hayatında kaybettikleri vardır. kaybedecekleri de olacaktır. Bazı kayıplar insanın ciğerini söküp alıyor be. Adama vay benim kalbim var atıyor ama aslında kalbimde yok artık dedirtiyor. Bazı kayıplar arkasından göz yaşları döktürtemiyor. Çünkü biliyor O da gözyaşların dökülse bir türlü oluyor dökülmese bin türlü. Herkesin var dimi kayıpları. Arkasından baktıkları ama göremedikleri. Yüzünü görmek istedikleri can atardım biliyormusun kokusunu duymaya hiç birşey olmasa bana ait ona ait ondan birşeyler bulmaya. ACİZİMM ACİZİMMM BUARALAR AZİZİM. yarım kalmışlıık ama öyle böyle değil bu kalmış benim ciğerimi söktü aldı. arkasından önce gözyaşları döktürdü ya hani. artık o yaşlar kalpten gelmeye başlayınca öylece kalakaldım vesselam.
11 Aralık 2012 Salı
İnsan eskilere özlem duyar. kimileri özlem duyduğunda geleceğe döner bakar. Eski defterleri kapatır. Kimileri eskilerle yaşar onları anar ve onlarla mutlu olur. Siz hangisiyle mutlu olanlardansınız bilmem ama ben arada eskilere dönenlerdenim. Belkide şuan geldiğim yeri anlayabilmem için ara sıra eski defterleri açıp karıştırmam lazım. Eskiden neyi çok iyi yaptığımı düşünmem lazım. Eskiden nelerden hoşlandığımı bilmem lazım. Bazen ben ben olmaktan çıkıp başka birşey oluyorum. Bazen ben kendimi bile bilemiyorum. Ondandır ki bu akşam aslında eski ne yaşadıysam bakmak için buraya dokunmak istedim. Uzun zamandır uğramadığım köşelere dokunur oldum. Ben bazı günlerimi özler... bazı günlerimide ne salakmışım niye bukadar üzülmüşüm der oldum. Artık daha acımasız daha bir köşeye sıkışık hissediyorum. Bazen ben böyle hayal etmemiş böyle düşünmemiştim diyorum. Bazen ya böyle olmasaydı ben nolurdum diyorum. Herşey nerde başladı diye düşünüyorum. Birde bakıyorum başa dönmüşüm. Sizi bilmem ama ben kışın ve özlemin etkisiyle neler düşünüyorum. Özlem ve sevgiyle bir yazı yazmaya karar verdim. İçinde sadece ailemin olduğu bir yazı olmalı diye düşündüm. Evde iki küçük çocuk sesi olmalı dedim. Onların arkasından dağıtmayın diyen birde anne. Eve geldiğinde yorgun hissetmeyen bir baba olmalı diye düşündüm. Ben yazımda çocukluğumdan kalma sıcak bir anı yazmak istedim. Dönüp yazmak istedim... ama hepimiz ayrı yerdeyiz onu farkettim. Ama biliyorum içimizde birbirimizle dolu sevgimiz var. canım kardeşim bu yazım sana hediyem olsun. seni çok özledim.
22 Ocak 2012 Pazar
Hayat Nedir?
26 Yaşımda benim hayattan anladığım nedir?
Hiç ummadığın anda hayat insanın yüzüne çarpıveriyor tokadını valla. Sen başlıyorsun hayata umutlarından bahsediyorsun. sen bunlardan bahsederken. gizliden hayat sana kıs kıs gülüyor. işte sen başına gelince anlıyorsun. hiç birşeyin istediğin gibi olmadığını. aslında sen gerçekleştiremediklerine yada gerçekleştirme ihtmali olmamasına yanıyorsun. bu ihtimalin olması bile ne güzel olurdu ? diye düşünüyorsun. Bu aralar kendime üzülüyorum. Kimse ne yaşadığımı anlayamaz diyorum.
Ve ben biliyorum... hayatın; boş bir hikayeden farksız insanların, büyüttüğünüz duygu ve hayallere, yazdığınız geleceğe saygısı olmadan kendi istekleri doğrultusunda sizin kurduklarını yıktıkları bir yer olduğunu
Hiç ummadığın anda hayat insanın yüzüne çarpıveriyor tokadını valla. Sen başlıyorsun hayata umutlarından bahsediyorsun. sen bunlardan bahsederken. gizliden hayat sana kıs kıs gülüyor. işte sen başına gelince anlıyorsun. hiç birşeyin istediğin gibi olmadığını. aslında sen gerçekleştiremediklerine yada gerçekleştirme ihtmali olmamasına yanıyorsun. bu ihtimalin olması bile ne güzel olurdu ? diye düşünüyorsun. Bu aralar kendime üzülüyorum. Kimse ne yaşadığımı anlayamaz diyorum.
Ve ben biliyorum... hayatın; boş bir hikayeden farksız insanların, büyüttüğünüz duygu ve hayallere, yazdığınız geleceğe saygısı olmadan kendi istekleri doğrultusunda sizin kurduklarını yıktıkları bir yer olduğunu
11 Aralık 2011 Pazar
MEVSİME GÖRE RUH HALİ
Ben her mevsimi sevmem. Ben her mevsimdeki gibide hissetmem. İnsan kendisinin verdiği kararları daha bir kolay yaşıyor. Kolay kabulleniyor. Başkaları için kurulmuş hayaller, başkaları mutlu olsun diye sonsuz sessizlikler. Başkaları memnun olsun diye mış gibi yapmalar...
İnsan kendisinin verdiği anlık karardan bile yanlış olsa da mutlu oluyor. Kendisinin yaptığı yanlış bile onu mutlu ediyor.
Ben her anımda yüzeysel olduğumu düşünür oldum son zamanlarda. Derinde yaşadıklarımı değilde an be an bana sıkıntı veren saçma şeyleri paylaştığımı farkettim. Eskiden başa çıkma becerim yüksekti belkide geçiştiriyordum. Belki de farkındalığım arttı kendime dair bilmiyorum ama Mevsim kışa gelirken herkesin kendi hayatlarının hangi sırasında olduğumu düşünür oldum son zamankarda. Herkesin önceliği varken hayatta ben önceliklerimi oturttuğum insanların hayatlarında sıramı arar oldum. Belli ki o kadar fedakarlık iyi değilmiş. Zamanında başkalarının düşündüp kıyamadığım vazgeçtiğim hayallerimi nasıl olsa o affedicidir. Bir şekilde susar yumuşaktır. SERT DEĞİLDİR. diye düşündüklerini zamanla anlamadım ben. Bir anda anladım. TOKAT gibi yüzüme çarpttı . Şimdi elimi bile kıpırdatacak halim yok. birileri birşeyler yaparken onları uzaktan seyrediyorum. İnsan kendi verdipi kararlarda anlık bile olsa kendi verdiği için mutlu oluyormuş. Kendi kararını yaşayan kim varsa tebrik ediyorum. ben kendi kararımı vermeyi 27 yaşında öğrenmeye çalışıyorum. Neyazıkki arkadamda bıraktıklarıma dönüp bakmak istiyorum....
İnsan kendisinin verdiği anlık karardan bile yanlış olsa da mutlu oluyor. Kendisinin yaptığı yanlış bile onu mutlu ediyor.
Ben her anımda yüzeysel olduğumu düşünür oldum son zamanlarda. Derinde yaşadıklarımı değilde an be an bana sıkıntı veren saçma şeyleri paylaştığımı farkettim. Eskiden başa çıkma becerim yüksekti belkide geçiştiriyordum. Belki de farkındalığım arttı kendime dair bilmiyorum ama Mevsim kışa gelirken herkesin kendi hayatlarının hangi sırasında olduğumu düşünür oldum son zamankarda. Herkesin önceliği varken hayatta ben önceliklerimi oturttuğum insanların hayatlarında sıramı arar oldum. Belli ki o kadar fedakarlık iyi değilmiş. Zamanında başkalarının düşündüp kıyamadığım vazgeçtiğim hayallerimi nasıl olsa o affedicidir. Bir şekilde susar yumuşaktır. SERT DEĞİLDİR. diye düşündüklerini zamanla anlamadım ben. Bir anda anladım. TOKAT gibi yüzüme çarpttı . Şimdi elimi bile kıpırdatacak halim yok. birileri birşeyler yaparken onları uzaktan seyrediyorum. İnsan kendi verdipi kararlarda anlık bile olsa kendi verdiği için mutlu oluyormuş. Kendi kararını yaşayan kim varsa tebrik ediyorum. ben kendi kararımı vermeyi 27 yaşında öğrenmeye çalışıyorum. Neyazıkki arkadamda bıraktıklarıma dönüp bakmak istiyorum....
1 Aralık 2011 Perşembe
İKİNCİ KAZANIM...
Bu aralar kendimi işime veriyorum .kimseyle konuşmak, görüşmek, iletişim kurmak istemiyorum. İSTEMİYORUM. Çok yoğunum diyorum. hep bahane üretiyorum. Yoğunluktan öylesine memnunum ki çünkü bundan ikinci kazancım var. Bir ben biliyorum nedenini. kendimle birde sevgili terapistim ile paylaşıyorum:))) o kendini bilir. dün yanımdaydı. Uzun uzun sohpet ettik. bana oyle iyi geldiki. Yaşadığımı kaçtıklarımı ve kaçmaya çalıştıklarımı anlattım. Anlatana kadar farkında değildim. taa kii neyden kaçtığımla yüzleşene kadar.
Dünya da her türlü insan vardır. Birde En çok da iyilik yapıpda yumuşak yüzlü olup da karşısındaki tarafından üzülenler. Ben bu insan tipindenim. Yüzüm çok yumuşaktır. Asla hayır demeyi bilmem. Hayır desem ne farkeder karşımdaki üzüldü diye gönlünü almaya çalışırım. Kimse gelip senin gönlünü alır mı diye sorar sanız:) tabiiki hayır. Ben üzüldüğümü de belli etmem. Çok konuşurum söylenirim. Dün öğrendim ki ben duygu paylaşmıyormuşum. Yüzeysel konuşuyormuşum. Farkına varmadım ne yalan söyleyeyeim. Farkına varanda olmadı çevremden.
Belli ki bu aralar yalnız başıma kalamadığım için Yalnız kalmaya ortamlar hazırlıyorum. Mesala işle uğraşıp telefonlarıma bakmıyorum. Şimdi bunu okuyan dostlarım ailem bilerek mi yapıorsun itiraf ediyorsun diyecekler ve KIZACAKLAR.... HAYIR bilerek yapmıyorum. Farkında değilim. SİZ HİÇ İKİNCİ KAZANÇ DUYDUNUZ MU?
İŞ yerimden en geç ben çıkıyorum(Çıkış saatim erken olduğu halde). Sürekli iş konuşuyorum. Sürekli iş ile igili kaygılar yaşıyorum. Ben farkettim ki aslında gerçekten beni rahatsız eden gerçeklerden kaçmak için bu yolu seçiyorum İŞTE BU BENİM KAZANCIM...
Dünya da her türlü insan vardır. Birde En çok da iyilik yapıpda yumuşak yüzlü olup da karşısındaki tarafından üzülenler. Ben bu insan tipindenim. Yüzüm çok yumuşaktır. Asla hayır demeyi bilmem. Hayır desem ne farkeder karşımdaki üzüldü diye gönlünü almaya çalışırım. Kimse gelip senin gönlünü alır mı diye sorar sanız:) tabiiki hayır. Ben üzüldüğümü de belli etmem. Çok konuşurum söylenirim. Dün öğrendim ki ben duygu paylaşmıyormuşum. Yüzeysel konuşuyormuşum. Farkına varmadım ne yalan söyleyeyeim. Farkına varanda olmadı çevremden.
Belli ki bu aralar yalnız başıma kalamadığım için Yalnız kalmaya ortamlar hazırlıyorum. Mesala işle uğraşıp telefonlarıma bakmıyorum. Şimdi bunu okuyan dostlarım ailem bilerek mi yapıorsun itiraf ediyorsun diyecekler ve KIZACAKLAR.... HAYIR bilerek yapmıyorum. Farkında değilim. SİZ HİÇ İKİNCİ KAZANÇ DUYDUNUZ MU?
İŞ yerimden en geç ben çıkıyorum(Çıkış saatim erken olduğu halde). Sürekli iş konuşuyorum. Sürekli iş ile igili kaygılar yaşıyorum. Ben farkettim ki aslında gerçekten beni rahatsız eden gerçeklerden kaçmak için bu yolu seçiyorum İŞTE BU BENİM KAZANCIM...
27 Kasım 2011 Pazar
hayat herşeyi anlamaktan vazgeçtiğiniz zaman anlaşılır mı?
Herkes için özel olmak istediğim zamanlar vardı. Hani bazı insanlar vardır, başkaları için gelirler dünyaya. Sırf etrafındakilere faydalı olmak isterler. Başkaların hayatlarında özel olarak kabul edilmek istenirler. Meslekleri,işleri,evlilik hayatı, hayat çizgisi bu yol üzerindedir. Aslında biz biliriz ki ne yaparsak yapalım kimse için tam anlamıyla özel olamayız. Her gün ayrı bir özellik yapsak gün gelir tek kalemde hepsi silinir gider. Artılarımız vardır elbette ama eksilerin hiç olmaması gerektiği sanki eksileri yapmaya hakkımız yokmuş gibi yokmuş gibi yaşarız hayatı.
Hayatı anlamaktan vazgeçmek, insanları anlamaktan vazgeçmek. Kimsenin seni anlamasını beklememek. Heyşey bir yana kendini tanımak ya da kendini mi anlatmaya çalışmak.
Herkes hayatta bir şeylerden vazgeçiyor. Ya kendinden ya da sevdiklerinden, en büyük alışkanlıklarından. Takılıp kalıyoruz bizde hayata dair herşeye. İnsan ne anlatmaya çalışırsa çalışsın kendinden vazgeçmedikçe Hayat hep peşinde oluyor ve ondan asla vazgeçmiyor. Hep koşuyor,koşuyor ve hayatla birlikte koşuştuyoruz. Unutuyoruz hep önemli ne var sa, özel ne varsa. Kenarda bırakıyoruz. dertlerle varolup mutlulukları anın yoğunluğunda kaybediyoruz.
Eski yıl geçip giderken dönüp arkanıza baktığınızda sevdiklerinizin olduğu güzel günleriniz olsun derken, nil karaibrahimgilin yazısından ek yaparak yazımı bitiriyorum.Dostlarım dost kalsın. Onlarsız ben azalırım. Tek bile olmam. Onlarla tekim. Düşünce dolu, tolerans dolu, müzik dolu, kahkaha dolu sofralarda buluşsun kadehlerimiz. ıçimde hep şu his olsun: Her şey gitse, hepsi bitse, onlar var.
SEVGİLER DİCLE
12 Eylül 2011 Pazartesi
ya sabır
SADİ'nin dediği benimde bu sözü dilek teyzemden öğrendiğim gibi SABIR ACIDIR MEYVESİ TATLI....
Sizi bilmem ama ben sabretmeyli,sabr eylemeyi hiç ama hiç bilmem. Birşey istediğimde hemen olsun bitsin isterim. Ondandır ki. işte benim her işim hemen olmaz. Hemen olmaz ki ben anlayayım kıymetini biliyim sabırın diye. Çok küçükken ramazanda allahın 99 ismini televizyon gösterirken son ismi ES SABR çıkınca babam sabırı cok olan demek dedi. O zaman hiç bugün ki kadar anlamlı geleceğini sanmazdım. Ben çok zor dünyaya gelmişim. annem 27 saat beklemiş dünyaya getirmek için:))) hep der zor dünyaya getirdim kızım seni diye. yani sabırla gelmişim:))) Ben bu son zamanlarda özellikle son 1 yıldır sabır etmek neymiş öğrenmeye çalışmaktayım. Hani diclekıyısı nerede derseniz bilin ki ben sabr etmek nedir öğreniyorum.:))) biliyorum ki allah sabr edenlerii sever....
Sizi bilmem ama ben sabretmeyli,sabr eylemeyi hiç ama hiç bilmem. Birşey istediğimde hemen olsun bitsin isterim. Ondandır ki. işte benim her işim hemen olmaz. Hemen olmaz ki ben anlayayım kıymetini biliyim sabırın diye. Çok küçükken ramazanda allahın 99 ismini televizyon gösterirken son ismi ES SABR çıkınca babam sabırı cok olan demek dedi. O zaman hiç bugün ki kadar anlamlı geleceğini sanmazdım. Ben çok zor dünyaya gelmişim. annem 27 saat beklemiş dünyaya getirmek için:))) hep der zor dünyaya getirdim kızım seni diye. yani sabırla gelmişim:))) Ben bu son zamanlarda özellikle son 1 yıldır sabır etmek neymiş öğrenmeye çalışmaktayım. Hani diclekıyısı nerede derseniz bilin ki ben sabr etmek nedir öğreniyorum.:))) biliyorum ki allah sabr edenlerii sever....
31 Ağustos 2011 Çarşamba
1 EYLÜL:)))
hoşgeldin eylül....
Açıkca söylemek gerekirse, yazın geçmesini dört gözle bekliyordum. Ben yazları sevmiyorum. ne biliyim bahar kızıyım ben.Okul çağındanmıdır ne? yazın arkadaşlarımızdan uzakta kalırdık. Okuldan uzak kalırdık. ne biliyim yaz diye tatiller yapılırdı herkesler bir yere giderdi. Ben oldum olası yazları sevmem. İşte o zamanlardan kalma güzel yüzüyle bizi sevdiklerimize kavuşturan EYLÜL sen hoşgeldin. Güzel sarı sapsarı saçlarınla, rüzgarın esintisiyle elimizi tutarak sen hoşgeldin. gözlerinde yağmurunla sen hoşgeldin. Vivaldinin sevdiğim parçasıyla hoşgeldin......
Açıkca söylemek gerekirse, yazın geçmesini dört gözle bekliyordum. Ben yazları sevmiyorum. ne biliyim bahar kızıyım ben.Okul çağındanmıdır ne? yazın arkadaşlarımızdan uzakta kalırdık. Okuldan uzak kalırdık. ne biliyim yaz diye tatiller yapılırdı herkesler bir yere giderdi. Ben oldum olası yazları sevmem. İşte o zamanlardan kalma güzel yüzüyle bizi sevdiklerimize kavuşturan EYLÜL sen hoşgeldin. Güzel sarı sapsarı saçlarınla, rüzgarın esintisiyle elimizi tutarak sen hoşgeldin. gözlerinde yağmurunla sen hoşgeldin. Vivaldinin sevdiğim parçasıyla hoşgeldin......
26 Ağustos 2011 Cuma
özlediklerim 2.....
Çocukken bu yaşlara gelebilmek deli olurdum. büyükler sorduğunda kaç yaşındasın diye hep yaşımı 1 yaş büyültüp bazende 16 bucuk derdim. annem kızım sen daha 15 sin desede... anne hesapla bakiyim işte diye büyük olmak ne marifetse niyeyse neyse büyük olmak için çırpınırdım. Şimdi yaşım çok büyük değil anneme göre hala çok küçüğüm ben kendime görede çok küçüğüm belki ama.... ben özledim.. nelerimi
anneee sibelle ben vildanlara gidicez vildanın ayağı kırılmış diye yalan söylemeyi. Bir birimize yazdığımız her kelimenin farklı kalemleriyle birbirimize yazılar yazmayı özledim. sırf iki dakika daha fazla birbirimizi görebilmek için kapı önünde dikilmelerimizi, sokakta yürürken bir kapının ziline basıp kaçmayı özledim ben.
sorumsuzca hareket etmeyi. o ne der bu ne der aman ne derse desin annem de kızsın babamda nolcak diyip risk almalarımızı özledim. Okula giderken pastaneden çıkan sıcak pogaça kokusunu özledim. Bir filmin kahramanı gibi kendimi sanıp onun gibi davranmayı özledim. Hani eskiden canımın istediğini cidden yapardım. şuan birşeyler engel oluyor. Ya yapacak gücüm olmuyor. ya da enerjim.... BÜYÜDÜKÇE KÖK SALIYORUM... ya siz?
anneee sibelle ben vildanlara gidicez vildanın ayağı kırılmış diye yalan söylemeyi. Bir birimize yazdığımız her kelimenin farklı kalemleriyle birbirimize yazılar yazmayı özledim. sırf iki dakika daha fazla birbirimizi görebilmek için kapı önünde dikilmelerimizi, sokakta yürürken bir kapının ziline basıp kaçmayı özledim ben.
sorumsuzca hareket etmeyi. o ne der bu ne der aman ne derse desin annem de kızsın babamda nolcak diyip risk almalarımızı özledim. Okula giderken pastaneden çıkan sıcak pogaça kokusunu özledim. Bir filmin kahramanı gibi kendimi sanıp onun gibi davranmayı özledim. Hani eskiden canımın istediğini cidden yapardım. şuan birşeyler engel oluyor. Ya yapacak gücüm olmuyor. ya da enerjim.... BÜYÜDÜKÇE KÖK SALIYORUM... ya siz?
15 Ağustos 2011 Pazartesi
Ben çok özledim.....
Aşkın tarifini herkes kendine göre yapar.Bilirim. herkesin aşkı kendine özel ve güzeldir. Sevdiği zaman en çok kendi sever. En güzel sevgi aşk kendi aşkıdır. Bundan tam 5yıl önce...hayatımda aşkı yanlış tanıdığım zamanlarda. Hani insan aşkı bulduğunu sanar ya kaybeder ayy ben bir daha aşık olamam sevemem der ya işte o zaman yanıbaşımda duran en yakın arkadaşımın kardeşimin evinde ben ilk kez aşık oldum. Nerden çıktı bu yazı demeyin. Allah aşkına bir yazının sözün çıkması için birşey mi olmalı. Biz birlikte 5 yıl geçirdik ve hala zaman bizimle işliyor.... şimdi o uzakta ASKER'de az günümüz kaldı. İşte uzun zamandır blogumu kendimi ihmal edişlerimin nedeni.Yazmak istiyorum. Aama Adından başka ondan başka birşey yazamıyorum. Çok özlüyorum. Bazen sesinide duyamıyorum. Bekliyorum arar mı? Haberleri izlemiyorum....izlemeye neyse... Bu süreçte destekçilerime teşekkür ediyorum. Mesala ben askere gitti diye ağlarken teselli edecek kişi ölsem aklıma gelmiycek bu konuda çok sert olan babam...mesala annem, dostum pınarım,kardeşimmm gözdem,görümcekardeşim gizemim, mesala selam verdiğim herkes.İYKİ VARSINIZ.... ben çok özledim bunuda en derinden hissettiğim bu güzel yerde paylaşmak istedim......
ps :(fotoğrafımız sevgili yaşampınarından)
13 Ağustos 2011 Cumartesi
8 Ağustos 2011 Pazartesi
anılarım...yıl 1993
Ben uzun zamandır blog aleminden uzaklardayım.Yazmasamda sizleri takip ediyorum seve seve. Bazen uzakta olmak içinde yaşamak,kalemini sadece kendine saklamak en güzelidir. Dedim ya yazan ama paylaşma konusuna gelince sıkıntılı süreç içerisine girerim. Özgün yazılar genelde 35 yaşlardan sonra çıkar derdi çok kıymetli hocam.
Mübarek ramazan aylarındayız. Ramazan aylarında sahur sohpetleri,iftar sohpetleri çok olur bizim ailemizde. Ben küçükken ramazan kışın olurdu. Ben anneannemin yanında büyüdüm. O zamanlar sahura o beni kaldırmazdı tabiiki çok küçüğüm diye. Ama dayımla muhabbetlerine ortak olmak için mutlaka o sofrada bende olurdum. Çay kokusu burnumda. Kızarmış ekmekle beraber. Gözüm yeni alınmış çantama takılırdı. Benetton'un her rengi içerisinde acaba yarın okulda neler öğreneceğim diye koşarak gittiğim.
Şimdilerde aylardan AĞUSTOS YILLARDAN 2011 ben artık okulların açılmasını bekliyorum. SONBAHARI ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM.....
7 Ağustos 2011 Pazar
SEMAVER.....Yıl 1996

Yıl 1996 ortaokulda öğretmenimiz şiirle ilgili bir ödev vermiş. Toplanıp birkaç arkadaş başlıyoruz sahafların yolunu tutmaya. Dolaşıyoruz kitapçıların arasında. Gülüşüyoruz. Keyifleniyoruz. Ben doğma büyüme fatihliyim. Fatih hastası bir annenin çocuğuyum. Öyleki genç kızlığı geçmiş annemin bu semtte ve benimde gençliğim geçmte.... Eskidir hani bu semt. Tarih kokan bir semtin içinde öğrenerek büyüdüm. Yürürken Sahaflardan Edirnekapı yönüne doğru karşımıza yolun. SAĞ tarafında bir dükkan belirdi. şimdilerde o dükkanda ne yazık ki kitaplar yerine kıyafet,manto vs. satıldığı neyse. girdik dükkanın içinden içeride kahve kokusu....kitap okuyan tonton amca ile teyze. Öğretmenimizin verdiği ödev için araştırma yaptığımızı. kitap almamız gerektiğinden bahsettim.İşte ben ozaman tanıdım ORHAN VELİ KANIK,CEMAL SÜREYA,SAİT FAİK ABASIYANIK,AZİZ NESİN'i. Sait Faik Abasıyanık'ın hala kütüphanemde duran SEMAVER'İni ben onlardan aldım. Nezaman semaver'De çay içsem ve ya o dükkanın önünden geçsem hep aklıma ikisi gelir. Eğer hala okumadıysanız SEMAVER'İ üzgünüm ben sizden şanlıyım derim....
20 Temmuz 2011 Çarşamba
19 Temmuz 2011 Salı
Güneş en güzel İzmir'de batar.....
DOMATES TARLASI.....



Hani şehir kalabalık gelmiştir. Ve siz bir kaçamak yapmak istersiniz. Dalından koparıp meyve yemek. Dalından koparılıp sofranıza gelen domatesin kokusun bir daha hiç biryerde bulamayacağınız kadar taze sebzeler içinde biz şehirde yaşayanlar doyamayız. Hele Tavuğun yeni yumurtladığı yumurtayla yapılmış omletin tadı?.
Ege denizinin tarlayla buluştuğu ufuk noktasında bir çiftliğe konuk oldum.Atatürk En çok güneşin batışını İzmir'de izlemeyi severmiş.İşte Güneş batarken bizde Uzun uzun konuştuk. Çiftliğin dayısı Baki dayının yaptığı güzel çayı yudumlarken güneşin batışını izledik..Ya dedim bizim gibi şehirde yaşayan insanlar için bu dalından koparılmış domates, ege'nin zeytini, zeytin yağını bizim ulaşabileceğimiz şekilde bize ulaştırsan ve biz bir blog kursak dedim. Siz ne dersiniz. Dalından koparılmış domateslerden soframıza ulaştırılsa nasıl olur? İmkansız demeyin bunu daha önce sevgili makbule ile konuşmamız da bunu yapan bir hanımın çiftliği olduğunu duymuştum. Çiftliğin sahibi arkadaşıma anlattım. Zeytinyağının hasını bize göndersen sen gönderirsin dedim. Domatesin hasını kargoyla sen gönderirsiin dedim. Bununla birlikte biz bir adım atacağız peki bu adım biz şehirli insanların sofrasına iner mi? SİZ NE DERSİNİZ? EĞER İSTERSENİZ SEVGİLİ KUZENİM BEN VE ÇİFTLİĞİMİZİN KAHRAMANI HAZIR BEKLİYOR...,
SEVGİLERRR
1 Temmuz 2011 Cuma
BİRLİKTE ....

Ben çok konuşkanım hemde geveze. O sessiz iyi bir dinleyici.
O fanatik bir taraftar bense işte öylesine takım tutarım.
O fanatik bir taraftar bense işte öylesine takım tutarım.
Ben acılı yemekler severim. O ise acıyı pek sevmezdi.
Ben arabesk dinlerim. acıtasyonu severim. O Pop dinler. gerçekleri sever.
Ben yürümekten nefret ederim. Yürümeye üşenirim. O yürümeyi çok sever.
Ben spora gitmemek için bahaneler üretirim O spora gitmek için zaman yaratır.
Ben spora gitmemek için bahaneler üretirim O spora gitmek için zaman yaratır.
Ben Çok çabuk ağlarım dedim ya gözyaşını severim. O göz yaşlarını dindiricidir.
Ben araba kullanırken müzik dinlemeyi bağırarak şarkı söylemeyi severim. O müziği kapatıp
SESSİZLİĞİMİZİ DİNLEMEYİ.
BEN SÜREKLİ BENİ SEVİYORMUSUN DİYE SORARIM. O Soruyu soruduğum için kızar.Ben meyveli beyaz çikolatalı waffle severim ve muzdan nefret ederim O muzlu çikolatalı waffle sever. Ben tehlikeli ne biliyim işte roller coster, kamikaze ... uçağa binmekten bile korkarım. O nerde yükseklerde bir yer var atlamayı risk almayı sever.
Ben araba kullanırken müzik dinlemeyi bağırarak şarkı söylemeyi severim. O müziği kapatıp
SESSİZLİĞİMİZİ DİNLEMEYİ.
BEN SÜREKLİ BENİ SEVİYORMUSUN DİYE SORARIM. O Soruyu soruduğum için kızar.Ben meyveli beyaz çikolatalı waffle severim ve muzdan nefret ederim O muzlu çikolatalı waffle sever. Ben tehlikeli ne biliyim işte roller coster, kamikaze ... uçağa binmekten bile korkarım. O nerde yükseklerde bir yer var atlamayı risk almayı sever.
Ben yenilik diye ölürüm. O tam bir gelenekçiiiiii
O geceleri ders çalışmayı sever. Ben sabahları severim.
O kokoreçten nefret eder. Ben ise 3 tane yesem doymam
AMA AMAA
AMA BİZ
BİRLİKTE
yeni yerler görmeyi, sinemaya gitmeyi, geceleri dizi izlemeyi sonra onları birbirimize anlatmayı
biz birlikte inat edip kavga etmeyi.
arkadaşlarımızla gezmeyi
yemekler yemeyi
yeni kahvaltı yerleri keşfetmeyi
Yeni mekanlarda gezmeyi eğlenmeyi dinlenmeyi
Hayaller kurmayı
yüreğimizdekini yaşamayı biz birbirimizi çokk ama çok seviyoruzzz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






