Hakkımda

18 Şubat 2010 Perşembe

MİHRİ AŞK.. BİR AŞK HİKAYESİ



İstanbul’un en eski yerlerinden biridir. Doğma büyüme fatihli olan ve sanırım annesinin bu fatih aşkıyla hala burdan ayrılmayacak olan ben. Aslında oturduğum bu güzel istanbul’un en eski semtinden ayrılmak istesemde bir yanım hala deli gibi vurgundur buraya. Ve acılarımın sevinçlerimin geçmiş olduğu annemin babamın yada diğer sevdiklerimin yaşadığı aşkı düşünecek olursak birdünya yaşanmış olan ,bu fatih’de aslında geçmişler de, benim gibi eski osmanlı sanatına sanatçısına hayran olan birinin gözüne bir aşk hikayesi çarpmaktadır. okumakta olduğum bu aşk hikayesini tamda şu anda blogumda paylaşmak istedim. İlk olarak edirnekapıdan başlayan üsküdara uzanan bu yolculuk da sizlere mimar sinanın ve mimar sinan’ın en gizli aşkı mihrimah sultan dan bahsetmek istiyorum. Aşk’ın bin bir türlü tarifini büyük yazarlar yapmışken aşk’ın tarifinin sonsuzluğu içerisinde bir güzel meyva gelir dünyaya. Kanuni sultan süleyman ile hürrem sultan’ın o büyük aşkından doğan kızı mihrimah sultan dünyaya gelir. Bu aşkın en güzel meyvesidir. Kendisine mihrümah(GÜNEŞ VE AY) anlamına gelen. İsimini bırakıyorlar. Bu ismi güneş ve ay olan o cihan padişahı kanuni sultan süleymanın kızı mihrimah sultan 17 yaşına gelince tailpleri çıkıyor. Birisi diyarbakır valisi rüstem diğeride hani kendisini hep sanatıyla bildiğimiz o muhteşem süleymaniye camii , selimiye camii, şehzadebaşı camii ve kendi sevdiği mihrimah sultana ithafen yaptıgı mihirimah sultan camii. İşte o diğer biriside evli ve çocuğu olmasına rağmen sevgisinden vazgeçmeyen ve sanatına yansıtan MİMAR SİNAN. Mihrimah sultanla evlenemeyen mimar sinan yaşadığı o aşkını eserlerine yansıtmış ve istanbul’un en güzel semtlerinden biri olan üsküdar’da kendisine mihrimah sultan camii yapılması istenir. Ve 1540 yılında başlayan o camii 1 548 yılında tamamlanır. . Nasıl bir aşk ve zeka ile tamamlanmıştır ki, o aşkının suretini yapmak için okadar mükemmel 2 yer seçmiştir ki, güneş’in doğduğu ve battığı yerleri tespit ederek edirne kapıda bulunan mihrimah sultan camii ile üsküdar’da bulunan mihrimah sultan camiinde öyle bir yer var ki güneş ve ay işte o noktada tam da mihrimah sultanın doğum günü olan günde birbirine kavuşur. Ben size küçük bir aşk hikayesi anlattım. Sevdiğine kavuşamayan bir aşığın hikayesini.


(bu kısmı alıntıdır)Derler ki; cami Mihrimah sultanın o duru, gösterişsiz ve bir o kadar asil güzelliğine istinaden küçücüktür ve sadece 38 mt bir minareye sahiptir. Bir adet incecik kubbesinin üzerindeki 161 pencere ise iç güzelliğinin ne kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder, bu sayede gün ışığının her köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı. ( o tarihte bu açıklıktaki ve bu kalınlıktaki bir kubbeye o kadar pencere, dünya üzerinde sadece Mimar Sinan tarafından yapılabilirdi) cami içindeki pandatiflerde ve minare kenarlarındaki upuzun işlemelerde de Mihrimah Sultan'ın o çok güzel ayak topuklarını döven ,upuzun saçları tasvir edilmiştir.,ve yine denir ki Mihrimah Sultan’ın statüsü iki minareli cami yaptırmaya yetmesine rağmen, yalnızlığını simgelemesi anlamında tek minareli yapılmıştır bu cami.

4 yorum:

Anonim dedi ki...

Fatih'te, güzelim semtimizde her zaman büyük aşklar, büyük aşıklar olmuştur:) ama bu kadarını bilmiyordum.
Teşekkürler..
Daha çok yazmalısın..
Hüseyin

dicle dedi ki...

süper bir hikaye peşindeyim onu yazıcam:P

the sin dedi ki...

Eğer okumadıysan İskender PALA dan Katre-i Matem kitabını tavsiye ederim

kısaca konu:

İskender Pala, Katre-i Matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.

blog sahibi dedi ki...

teşekkür ederim :)