Hakkımda

28 Ağustos 2010 Cumartesi

VEDA YAZISI...


Eskiden beri yazı yazan ben yazdıklarımı okutmaya çekinince belki okuyan olur bana yazılarım hakkında bir fikir verir diye blogumu açtım.belki bu blog şimdiden başkalarının okuyabilmesi fikrine alışabilmem içindi. bunun için bir isim bulmak istedim ve ismini yine benden alan bir blog açtım. Ve kendimi en rahat hissetiğim yer olan bir ıssız sakin bir kıyı seçtim. oraya bir süreliğine demir attım. tüm bunlar düşüncelerimi ve yazılarımı kalıcı bir ortamda paylaşmak içindi. yaptığım işin içine sinmesi için emek harcamak gerek demiştim ya son yazdığım yazıda, farkettim ki artık yazı yazmak için açtığım bu blog kendini tekrarlayan ve başkalarınında sizin gibi olduğu bir blog haline gelmişti. ya da siz gibi olmaya çalıştığı. hep özgün olamamaktan korkan kabus olan ben için yazılarımı artık yazıyordum ama eskiden yazdıktan sonra mutlu olan ben için mutluğun yerini mutsuzluk alıyordu. Tekrarlanan ve rutinliğe yenik düşen bu blog kültürümü burada noktalamak istediğimi bildirmek istedim. Yazmaktan çok okumanın önemli olduğu yaşımın çağındayım. iyi bir yazar olmak için önce iyi bir okuyucu olmak gerekir. bir susan santog'un yazıları gibi yazmak, için iyi bir gözlemci olmak gerekir. çok sığ sularda yüzen bir kalemim olsun istemediğim için şimdilik parmaklarım klayvemde veda yazısı yazmakta. Aslınd a bu bir anda alınmış bir karar değildi son zamanlarda ben hep sanal alemde okudukça bir kez daha vuruldum. bir kez daha kanadım. gerçek kitapların kokusu içerisinde kalemi elime alıp kendi okuyucum olmaya devam. Ve nehirinde dönüp dolaşıp denize döküldüğünü düşününce, belki günün birinde beni takip eden sizler d&r 'ın bir köşesinde diclekıyısındamasalkentini görürsünüz.

sizlerle tanışmak, sizlerin yorumlarını beklemek ,takip etmek , benim için çok kıymetliydi.

bana yazmak isterseniz mail adresim diclekiyisindamasalkentim@gmail.com kapım herzaman açık olacaktır.

HOŞÇAKALIN......

27 Ağustos 2010 Cuma

SONBAHAR'I ÖZLEDİNİZ Mİ?

HERŞEYİ SÜPÜREBİLİRSİN AMA SONBAHARI SÜPÜREMEZSİN
Ah ne kadar özlemişim. kuru yaprakların sesinde yürümeyi, esen rüzgarda saçlarımı savurmayı.. ben çok özledim kurumuş yaprak seslerini. ve teoman'nın sonbahar şarkısını söylemeyi....
sonbaharda aşk filmi izlemeyi


sonbaharda centralpark'da oturup kahve içmeyi



sevgilileri elele görmeyi...

NE ÇOK ÖZLEDİM SONBAHAR SENİ

23 Ağustos 2010 Pazartesi

yeterki içimize sinsin içimize sinen iyi şeyleri yapmak içn emek gerek..

hayallerimden biri iyi bir yazar olmak...
Hayatın bazı dönemlerinde ki ben her döneminde sorgularım kendimi. kendimi sorgulamamın nedeni her ne yapıyorsam ben istediğim için ve iyi yapmak istediğim içindir. bunun için araştırırım. sorgularım , her zaman doğruda olmaz edindiklerim ama bir işi iyi yapmaya çalışmak sırf bunun için bile çabalamak önemlidir. zoru seçerim , bu yolda acı çekerim, bazen derim kimsenin başına gelmeyen en iyi şeyde kötü şeyde beni bulur.
hani herkesin idol yazarları varıdr benim iki aşkım var biri Jane Austen diğeri ise Elif Şafak.
her pazar Haberturk'un pazar ekinde çıkan elif şafak yazılarını biriktiriyorum. bazı kısımları okadar güzelki, hatta hayatın belli dönemlerinde insanın melankolik durumlarıda oluveriyor dediğim zaman okudugum yazının şu kısmını paylaşmak istedim.

YAPTIĞINIZ HER İŞTE VE HERZAMAN ORTAYA ÇIKAN SONUCUNU VE KALİTESİİ BELİRLEYEN EN BÜYÜK KRİTER ONA VERDİĞİNİZ EMEK... ve devam ederken işte aradığım herzaman mutluda olmaman gerekir diye düşündüğüm sırada işte bana en güzel verilmiş cevabı vermiştir. der ki MUTLULUK BEDEN İÇİN İYİDİR,SAĞLIKLIDIR. AMA MESELE BEDENİ DEĞİL BEYİNİ GELİŞTİRMEKSE EĞER, OZAMAN MUTLULUKTAN DEĞİL HÜZÜNDEN HAYIR GELİR. ve yazı yazmayı ve daha iyi olmayı hayal eden ben için daima yazmak iyi yazmadığım için hüzünlenmek, işimde iyi olmak için çabalamak bütün bunların benim için gerekli olduğunu ve en önce kendi içime bakmak gerek...

eğer yazısını okumak istiyorsanız kendi sitesinde köşe yazılarını paylaşmaktadır.

sevgiler.

22 Ağustos 2010 Pazar

Pazarları Yapılacak 5 Güzel Şey...


Çocukken pazarlardan nefret ederdim. Pazar olduğu annem televizyon karşısında ütü yapardı. birde pazarları hiç çizgi filmde vermezlerdi. sonra misafirde gelmezdi. tabii bizde misafirliğe gidemezdik. çünkü o gün PAZAR 'DI. Zaman ilerledikçe pazar günlerini insan daha hafta başından özler oldu. ve geldiği gibide çok çabuk biter oldu. peki henüz daha bitmemiş iken pazar günleri yapabileceğimiz en güzel 5 şey nedir diye düşünsek.

ben ilk olarak best time of sunday ; Uyumak rahat bir yastığa gömülüppp yumuşacık yatağıınızda güzel rüyalara dalmak diye ilkini düşündüm. uykumu aldım kalktım. en güzel müziklerin olduğu bir cd takıp pencerenin önünde güzel bir kitap okumaya koyuldum. Gerçi ben kitap okurken müzik dinlemesini sevmem. hem kitap okumak daha sonra müzik dinlemek. peki 3 şey bulduk kaldı peki geriye kalan yapılabilecek en iyi son 2 şey nedir? şuanda ne yapıorsunuz?

21 Ağustos 2010 Cumartesi

sofraların nazik tatları Mezeler

Yediğin içtiğin senin olsun bize ne gördün onu anlat diyenlere karşı bende yediğimi içtiğimide anlatmalıyım önermeliyim diye her tattığımı değil yalnız beğendiğim tatları da blogumda paylaşmalıyım dedim. özellikle fotoğraflarım arasında yemek görüntülerinin çok olduğunu görünce daha bir sevindim.


GİRİT MEZESİ'Nİ daha önce hiç tatmamıştım. tatilimde aklımda kalan ilk beş seyden bir tanesi oldu. tabii hal böyle istanbul'a gelince Ege'deki gibi olmasada bu lezzeti sevdiklerimde tatsın diye yapmaya koyuldum. yukarıda ki resim Ege'de yenmiş silip süpürülmüş sonrada yaa bir daha daha denilmiş bir girit mezesidir.


18 Ağustos 2010 Çarşamba

Güne merhaba yazısı

güne merhaba yazısı yazmak geldi içimden. bazıları şuan uyumakta başka diyarlarda, bazıları güne hazırlanmakta. özlediklerimizde olabilir güne başlarken kavuşmayı umut ettiklerimizde. ve kavuşanlarımızda olabilir. oscar wilde dediği gibi yaşamak yürek ister. yaşamaya çalışmak gerçekten yaşadığımızı hissetmek. belki pencerelerimiz bu kadar güzel bir bahçeye açılmayabilir. ama yaşamın vermiş olduğu bütün güzelliği hissetmek için güne merhaba demek istedim... özellikle beni takip eden sevgili blogdaşlarıma
bu fikre bayıldım ama ben bunu ice tea ile deneyebilirim. Çay tiryakisi olan ben çayın özünün bozulmasına karşıyım gelenekselcimiyim evett :)))


Kahve arası okuma yazısı


Bu şehir artık beni yoruyor. ne kadar sade ama anlamla söylenmiş içten bir cümleydi. Kimimiz hayatında kırıklarıyla yola devam eder, kimi birçok kalp kırmıştır. Kimisi birçok kalbi kırmakta hala farkında bile değildir kırdığı kalplerin üzgün olduğunu. Ama yaşam bu ya herkes şuanın sonucunu yaşar yaşamında. Geldiğimiz noktada sonuçlarımızdır. Hele ki insan genç ise yaş ilerledikçe korkar adımını atmaya. ben de bu adımı sabit ve dikkatli atmaya özen gösterenlerdenim. her zaman güvenli noktalarda bulunmak istemem bir sonrakini planlayarak yaşamam. hep dikkatli olmam, bu kadar kalabalıklığın arasında ya birgün bende içtenliğimi kaybedersem diye korkmam sanırım hepsi beni bu yorgunluğa getiren sonuç. yapay olmakdan da korkmuşumdur hep. bütün bu sonuçları düşünürken bir başka tarafdan bakmak gerekir elbet. Mevlana der ki denizi gören başka köpüğü gören göz başka köpüğü bırak sen denizin gözüyle görmeye bak sen. herkesin penceresi elbet vardır kiminin dar kimisi geniş kimisinin penceresinin büyüklüğü önemsiz. hayatın getirdiği sonuç ne olursa olsun. yaşamın rengi içinden denizin gözüyle bakmak dileğiyle.

17 Ağustos 2010 Salı

GÜNE GÜZEL BAŞLAYALIM DİYE SİZLERE HEDİYE

bu sabah keyifle uyandığımı pek söyleyemeyeceğim.... ama NASIL BAŞLARSAK ÖYLE GİDERMİŞ YA BAŞLANGIÇLARIN KIYMETİNİ BİLMEK ADINA... BÜTÜN GÜNÜNÜZ RENGARENK KARNAVAL GİBİ GEÇSİN. SONRAAAAA
BİR DİLEK TUTUN O DİLEK KABUL OLSUN... MESELA BENİM DİLEĞİMİ ANLAMIŞSINIZDIR:D




dreams:)))


Bugün oturdum uzun cümlerle yazılar yazdım durdum. yazı yazarken insan bir anda başka ülkede kendini bulabiliyor. bir anda balkanlarda olurken bir anda ortadoğuda bulabilirken kendinizi bir yandanda kesfedilmemiş henüz kimsenin göremediği alabildiğince güzellik keşffettiğiniz yeni bir yer tasarlayıp orda yaşıyorsunuz. nerden çıktı bu konu derseniz geçen gün inception ( başlangıç) filmine gittim. bir filmi izlemek ilk izlemek yorumları dinlemeden yorum yapmak ee tabiki izleyecek olanlara işkence yapar gibi anlatmaya bayılırım. son zamanlarda her gittiğim filmden herkes mutlu ben mutsuz ya şöyle film olsun tadı damağımda kalsın derken başlangıç flimine girdim. kısa ve öz tekrar gideceğim. izlerken rüyalar ve rüyalar için yapılmış rüya mekanları, mimarinin rüyadaki farklı yansımalarına bayıldım. bir psikolog olarak hemen jung ve freud'un çeşitli açıklamaları ve bu bağlamda rüya'nın hala tam anlamıyla bilinmemiş olması uyku konusunda tezi olan biri için bu film harikaydı. insanın ömürünün çoğunluğunu uykuda geçtiğini düşünürsek ve en belirsiz bilinmeyen kısmınında uykuda yaşananlar olduğunu düşünürsek rüya'nın nekadar kıymetli oldugunu anlatan harika bir film. bilim kurgu sevmeyenlerin bile izlemesi gereken sıradan olmayan düşündükçe sorgulandıran zihinizi yoran ve rüyalarına giren harika bir film....


Özdemir Asaf'ın şiirinden alıntı ile iyi geceler

Bir gece,Gecede bir uyku.Uykunun içinde bene.Uyuyorum,Uykudayım,Yanımda sen.Uykunun içinde bir rüya,Rüyamda bir gece,Gecede ben.Bir yere gidiyorum,Delice.

15 Ağustos 2010 Pazar


Bazen durup eski geçtiğiniz yollardan geçmek istersiniz. bu aralar öyle bir modda bir misafirim var yanımda dolaşıyor kulağıma eğilip fısıldıyor. yanındayım sana eski herşeyi hatırlatmak için....hatırla ki eskiden yaptıklarını yeni başlangıçlarında yapma diye....böyle anlarda tekrar başlamak üzere durup eski koltuğuma oturuyorum ve yazılarımı karıştırıp içinden çıkan yazımı kendime ve yarın yeni başlayacak olan günüme ve gününüze armağan ediyorum..
.HERŞEYİN EN MUHİM NOKTASI, BAŞLANGICIDIR der eflatun...Bazen güzel başlayan bir şey kötü bitebilir. Nasıl başlarsan öyle devam eder derler, ama iyi başlangıçlarında kötü bitişi olduğu gibi kötü başlangıçlarında iyi bitişleri olur. Bazen başlangıç noktasına gelirsiniz beklersiniz… Beklersiniz ki iyi bir başlangıç yapmak için, kimileri başlangıçlardan korkarken kimileri başlangıçları önemsemeden başlar sırf başlamak adına. Ama her zaman başlangıçlar güzeldir. Başlangıçlar heyecandır, umuttur. Nasıl başlarsanız başlayın başlarken yaşadığınız heyecanı devamında bulamayızmı? Heyecanımızı yitirmemek üzere yeni başlayan bir haftaya hayata dair heyecanımızı yitirmemek adına yazılmaya başlanmış bir yazıdır. Yarın yeni bir başlangıç yapacağız ya yeni bir güne .işte yeni bir güne yeni bir yazıdır

14 Ağustos 2010 Cumartesi

hatıra defterimden çıkanlar:))))



Zaman geçtikçe hatıralar kıymetleniyor. içeride birikenler dahada artar oluyor basıp gidenler çoğalıyormuş. yıl 1993 o zamanlar ben bu hatıra defterlerine özeniyorum. Annemlerden o zaman yeni ayrılacaktım. beni ananemin yanına bırakıp uzaklara iş için gideceklerdi. Bende gitmeden önce dedim ki anne herkesin bir hatıra defteri var bana da alır mısın diye? gitmeden önce bu defteri aldı ve yıl içersinde bütün çevremdeki insanlara yazılar yazdırıp duruyordum ve tabii o yıl ve davamındaki senede birçok şeyde yaşanmıştı hayatımda birçok şeyide öğreniyordum.... o zamanlar hatıra defteri yazdırmak çok eğlenceli gelirken şimdilerde okurken içinde kaybettiklerinde ya da bir daha göremediklerinde olabileceğini bilmiyorsun. işte o zamanlar bana bu kadar kıymetli olacağını düşünmemiştim. Herkes neler yazmış. Yazanlardan ne çok izini kaybettiklerim olmuş. Hayata veda edenler olmuş. birde çok sevdiğim dayımın yazdığı cümleleri okudum. o zaman cenazede yazdırmıştım hatırlıyorum. ananemi uğurladıktan sonra evde yas havası içerisinde benim çocukluk duygularıma değer verip kırmayıp yazı yazmıştı. O hatırlar mı bilmiyorum saat: 22.30da 1995 yılında


Dicle hatıralar insanların yaşamlarındaki en güzel anlardır. Bu güzel günlerin kıymetini bil. Bir gün olacak bu günleri buruk bir sevinçle hayal ederek dalacaksın. o hayal ettiğin zaman uzun bir zaman olursa beklide o günlerin gelmesi için çok ağlayacaksın ama nafile. Ağlama ve bugünlerinin Kıymetini Bil!!!!
hatırlar insanların yaşamlarındaki en güzel anlarmış diye hayatım boyunca tekrar edip durdum. ve beklide kalıcı olmaya bu kadar önem verdiğim için yazı yazmak için çabalayıp duruyorum.

12 Ağustos 2010 Perşembe

önerilerrr





benim gibi kışı özleyenlere























işte bu benim mobilyama uyar diyenlere:)))

















sıcaktan terleyenlere:)))))
resimlere bakınca ne hissetinizz:???? yorumlarınızzııı bekliyorummm

10 Ağustos 2010 Salı

senin benim ve bizim.....

İnsan sevdikleri ile anlar yaşıyor ve o anlar sevdikleriyle birlikte kalıcı oluyor. fotoğraflar iyki varsınızz....

Benim bir dostum var okadar çok seviyor ki fotoğraf biriktirmeyi ve çok güzel fotoğraflar çekiyor.yandaki resmi görünce hemen tam bizlik dedim.. bende ona özendim ya aramızda sır fotoğrafa merak saldım. sevgili yaaşampınarım odasının duvarında fotoğraf biriktirmek istiyordu. bende ona güzel bir iki öneri sunmak istedim. hem sunarken ona kalbimi gönderdim.... kendisi benim için blogunda harika bir yazı yazms. beni çok çok ağlattı. Burdan sana sesleniyorum. HEY SEN DOST... iyki hayatımdasın.... iyki varsın..... özenli güzel sözleri yazmayı becerir insan belki süsler o sözcükleri. belki birden dilinden dökülür ve içindeki sevgiyle birlikte anlatırsın. ben sana her güzel sözle yazı yazmaya başladığımda ağlamaktan yazılarım yarım kaldı sözlerim tamamlanamadı anlattıkça ya sayfam doldu ya ya sözlerim az geldi dedim ya iyki varsın... sen bu dünyada bana armağansın. geçen yıllar insanı akıllandırıyor yaaaa insan daha bir büyüyor büyüdükçe anlıyor kimler yanında olmalı kimlere sığınmalı. belki sevdiklerimize hatalar yaptık elbette sana yaptığımda oldu senin sevgin affetmesinide bildi. evet bütün bloglar alemi bile bizim dostluğumuzu biliyor.... canım dostum kardeşimmm. yandaki duvar gibi bir duvar yapacagım resimlerimizle doluuuuu:)))))) senin çektiğin resimler benim çektiklerim. ve hep birlikte nice güzel günlerle....

4 Ağustos 2010 Çarşamba

minik bir resimmm

hani demiştim ya resimler paylaşacağım diye:))) işteeeeee ben çektimm TÜRKBÜKÜ...

3 Ağustos 2010 Salı

yaz bitmeden :))) yapmalıyızzz şanslıyız daha yaz bitmedi







Yaz çok güzel keşke bitse dediğimizde oluyor sıcaklardan bunalıp. ben bugün kar yağsın diye dua etsemde sonra bu yazıyı yazmayı düşündüm sıcakta bile gerçekten eglenmenin tadına varmak gerek ama nasıl? işte bir öneriiiii sürüsüüü
bisiklet yarışmasına katılmak... ayy nereden bulucaz mıı dedinizz? büyük adaya gidebilirsiniz:)))belki marina da gezmek bol bol fotoğraf çekmek.:))) ya ben istanbul dışındayım dicle peki napacağımm diyenlere eğlenceli bir piknik güzelll sofraların eşliğinde belki balık belki cızbız tavukk... dicleciğim ben et yemeğide sevmiyorum bu sıcakta ne pikniği dersenizzz güneşin batışını ya da doğuşunu en kızgın ya da en masum haliyle izleyebilirsiniz. ya diclecimmmm keşke yağmur yağsa da dediğiniz oluyorsa yağmurda şemsiyenin altında şarkı söyleyebilirsiniz. ben genelde yağmurun altında şarkı söylemeye utanıyorum:((( biri bakar diye. şimdi yağsın hemen söyleyeceğimmm niye mii???? çokk sıcakkkkk yağınca sevinçten söyleyeceğim sanırım. hee birde sıcaktan bunaldığımızda yapılacabilinecek en güzell şeyy su savaşıııı:))) ben bunların hepsini yaptım peki şimdi ne yapacağım diyorsanız bloguma güzel yorum yapıp öneri sunacaksınızz. sizleri seviyorumm... iyi tatillerr. hee birde çalışan arkadaşlar veya benim gibi çalışmaya az bir zaman kalanlar:)))'Aaa boll şanslarrr
ps(resimleri ben çekmedim maleeseff:)















2 Ağustos 2010 Pazartesi