Hakkımda

1 Kasım 2010 Pazartesi

godiva ve çikolata aşkı


Tatillerin uzun olduğu zamanlarda ne yapsam diye düşünür dururum. Bazı insanların büyük keyifleri olsada ben hep kendime fırsatlar yaratırım.Godivayı bilirsiniz. ben godiva ile amerikada tanıştım. Aç gezerdim diyete girerdim. bir gün bboyunca godiva ile yaşardım. Çikolatanın en güzeli en harikası. özellikle kutularına bayılıyorum. Çikolatayı sanat haline getirmiş olup dükkanın içine girdiğim andan itibarenn gözünüze çarpan taze çilek ve o çikolataya batırılmış enfes koku içersinde birde çıkolataları seçiyorsun. iki saat şunumu alsam bunumu alsam karar veremedim. Godiva Türkiye'ye geleli 2 ay olmuş.Bende cumartesi gittim koştura koştura hani kaçıyor gibi... nişantaşında abdi ipekçide. Bayram öncesi çikolatalarınızı burdan alın derim. Birde gitmişken CHOCOLİXİR deneyin. Ben denedim... fotoğrafladım. buyurunnn
sevgilerr
diclee

28 Ekim 2010 Perşembe




Büyüklerin dünyası karmaşıktır,kurnazcadır, güvensizdir,büyüdükçe büyükler yalnızlaşır. Büyüdükçe bitkinleşirsiniz bedeninizin yanı sıra aklınızda çalışır ve sizi yorar.büyüdükçe evet evet paylaşımlarda azalır. Büyüdükçe masumiyet yitirilir mi? Büyüklerin dünyasında bunlar yaşanırken çocukların dünyasında ise ....


Şimdi size paylaşımın büyük ama minik hikayesini anlatmak istiyorum.


Bugün istanbul çok soğuktu ve herkes şemsiyesini alıp koşturup bir yerlere ulaşmaya çalışıyordu. Benim yanımda iki çocuk tek istediğim onlar ıslanmadan servislerine bindirmekti. ama ıslanacaktık hep beraber çünkü miniklerdede bendede şemsiye yoktu olsun yalnız değillerdi ya dedim. neyse ben tam bunları düşünürken arkamda minik sevimli bir öğrenci yumuşak ses tonuyla öğretmenim dedi ve şemsiyesini hiç tanımadığı diğer çocuğa uzattı bu sefer kendi ıslanıyordu. diğer çocuklara göre tabii o bir sınıf üstteydi ama abiydi. Eğildim yanına doğru Teşekkür ettim kocaman bir kalbi olduğu için...

27 Ekim 2010 Çarşamba

bayıldım bayıldımm ben bu kapıyaaaa eveee


Hergün umutla başlamak gerekirmiş hayata hergün uyandığınızdakendinizi mutsuzda hissedebilirsiniz ya da hergün daha bir dinç hissedersiniz. daha bir ayakta uyanır insan. Kırmızı rengi çok severim. ama dikkat çekmeyi sevdiğimden değil!! oldum olası sade olmayı seçerim. Herkes için renkler değişik anlam ifade etsede kitaplarda... kırmızı sevenler için neler neler söylensede inadına seviyorum. özellikle gidip buluyorum içinde kırmızı olanııı... yağmurlu bir günde evinde oturup benim gibi erken kalkacağı için erken yatmaya hazırlananlara bu resimi gönderiyorum.
hee resmi apartment therapy.com aldım. çok güzel ev resimleri var dekorasyon sevenlere önerim bu siteye uğramanız.
Birdeee sevgili http://balgozlukiz.blogspot.com/ bana bir hediye göndermiş.... tuğcemmm çok teşekkürr ederimmm.Bende canımmm canımmm mkblkonsept yolluyorumm.. sevgili kardeşim Yaşammpınarıma yolluyorum. http://cepaynasi.blogspot.com/ birde bana yoklugunda selam gonderen bunu takip ettiğm blogda gördüğüm sevgiili cepaynasına gönderiyorum..
SEVGİLER





26 Ekim 2010 Salı

herkesin hikayesi


Ben oldum olası hep kararlar veririm, bazen oyle kararlar veririm ki aceleden yanlış olduğu da olur ya da kararsız kalırım, ortada kaldığımda olur. Herkesin bu hayatta kendine göre cizdiği yol var ve bu yolda kurduğu hayaller ve kuruduğu hayalleri var. herkes bu yolun bu hayallerin yolunda hikayesini seçer, yazar ve oynar. kimi kızgın hikayeler oynar kimisi acılı kimisi komedi oynar kimisi traji komik ama herkesin hikayesi çok eğlencelidir. herkesin hikayesi değerlidir. Bu yüzden küçüklüğümden beri bayılırım büyükler konuşunca oturup aralarında dinlemeye onlar yokken sanki onlar gibi konuşup düşünmeye. hikayeler asla pas tutmaz asla bir başkası bilmese bile hikayenizi yada bir başka değer vermesede içinizden gelen iç sese kulak verin . yarım kalmış her hikayeyi çabalar dururuz bir başka hikayeler yazar. ve o yazılan yoldan bazen gideriz bazen gitmeyiz. geçenlerde bir yazı okumuştum bir adam varmış hayatı boyunca bir onumu seçsem bir bunu seçsem düşünmüş durmuş sonra karar verememiş yıllarca ve birgün karşısına seçmek istediği şeyleri bekleyen biri çıkmış ben sen neyi seçmiyorsan onu bekledim durdum. sen birini bırakıp diğeri seçseydin ben seçemediğini alacaktım ama sen hiç birine karar veremedin ve senin yüzünden bak benim önümde kapalı kaldı demiş. Hayat boyu seçimlerimiz bizi engeller yada sürükler hep bir şeylere başlarız vazgeçeriz karar veremeyiz versekde aklımız bir diğerinde kalır, başlarız bırakırız, vazgeçeriz,geri döneriz. sonunda yine biz başladığımız yere geri döneriz. bugün içimden sadece vazgeçtim defalarda geri döndüm, yazdım sildim, sildiğimi okudum değiştirdim demek için buraya yazıyorum. herkesin bir hikayesi değerlidir ve ben bu hikayeleri dinlemek istiyorum...

21 Ekim 2010 Perşembe

blog dunyası ve bennn uzaklık


uzun zaman oldu mu? blogumdan uzun kalalı...

Blogumdan ayrı olsamda blog dostlarımdan asla ayrılmadım. sizleri hep takip ettim. bazı kararlar almış olsamda ayrıca her zamanki gibi sık sık yazmayacagım yine bildirmek isterim. Ama ARA ARA MUTLAKA YAZMAM gerektiğini çok sık işitir oldum. dayanamadım motive eden sevdiklerim, dostlarım oldu, herşey bir yana mailleri için msjlarınız için Teşekkür ederim.... AYRICA SÜPRİZ BİR BULUŞMA GEREKÇEKLEŞECEK . BURDAN ONUDA PAYLAŞACAĞIM....:d

şimdi gelelim geri dönüş hikayeme, aslında biriktirmiş bir yazıdan çıktı bütün bunlar. çok eskiden sevdiğim bir dostum bana vermişti okumam için eski gazete parçasının buruşmuş hali çıkıverdi karşıma bende hep bunu yapıyorsun paylaşmayı bilmiyorsun dicle diye kızdım veuzak kalan bloguma geri dönmek istedim. belki biliyorsunuzdur ama mutlaka paylaşmak istedim. Buyrun:D

TANRIM, aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir...Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele.Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, hafızamda yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.Uykunun o büyüleyici gücünü duymama yardımcı ol!

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlamayı bilmeyi, hülyalata dalabilmeyi öğret.Her gün bana KAĞLUMBAĞA ve TAVŞANIN masalını anlat. Anlat ve hatırlat ki yarışı her zaman HIZLI KOŞANIN BİTİRMEDİĞİNİ, hayatta hızı artırmaktan çok daha önemli şeylerin olduğunu bileyim...Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla, bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması, yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.Ve hepsinden önemlisi Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için "CESARET", değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için "SABIR", ikisi arasındaki farkı bilmem için "AKIL" ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak "DOSTLAR" ver.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

VEDA YAZISI...


Eskiden beri yazı yazan ben yazdıklarımı okutmaya çekinince belki okuyan olur bana yazılarım hakkında bir fikir verir diye blogumu açtım.belki bu blog şimdiden başkalarının okuyabilmesi fikrine alışabilmem içindi. bunun için bir isim bulmak istedim ve ismini yine benden alan bir blog açtım. Ve kendimi en rahat hissetiğim yer olan bir ıssız sakin bir kıyı seçtim. oraya bir süreliğine demir attım. tüm bunlar düşüncelerimi ve yazılarımı kalıcı bir ortamda paylaşmak içindi. yaptığım işin içine sinmesi için emek harcamak gerek demiştim ya son yazdığım yazıda, farkettim ki artık yazı yazmak için açtığım bu blog kendini tekrarlayan ve başkalarınında sizin gibi olduğu bir blog haline gelmişti. ya da siz gibi olmaya çalıştığı. hep özgün olamamaktan korkan kabus olan ben için yazılarımı artık yazıyordum ama eskiden yazdıktan sonra mutlu olan ben için mutluğun yerini mutsuzluk alıyordu. Tekrarlanan ve rutinliğe yenik düşen bu blog kültürümü burada noktalamak istediğimi bildirmek istedim. Yazmaktan çok okumanın önemli olduğu yaşımın çağındayım. iyi bir yazar olmak için önce iyi bir okuyucu olmak gerekir. bir susan santog'un yazıları gibi yazmak, için iyi bir gözlemci olmak gerekir. çok sığ sularda yüzen bir kalemim olsun istemediğim için şimdilik parmaklarım klayvemde veda yazısı yazmakta. Aslınd a bu bir anda alınmış bir karar değildi son zamanlarda ben hep sanal alemde okudukça bir kez daha vuruldum. bir kez daha kanadım. gerçek kitapların kokusu içerisinde kalemi elime alıp kendi okuyucum olmaya devam. Ve nehirinde dönüp dolaşıp denize döküldüğünü düşününce, belki günün birinde beni takip eden sizler d&r 'ın bir köşesinde diclekıyısındamasalkentini görürsünüz.

sizlerle tanışmak, sizlerin yorumlarını beklemek ,takip etmek , benim için çok kıymetliydi.

bana yazmak isterseniz mail adresim diclekiyisindamasalkentim@gmail.com kapım herzaman açık olacaktır.

HOŞÇAKALIN......

27 Ağustos 2010 Cuma

SONBAHAR'I ÖZLEDİNİZ Mİ?

HERŞEYİ SÜPÜREBİLİRSİN AMA SONBAHARI SÜPÜREMEZSİN
Ah ne kadar özlemişim. kuru yaprakların sesinde yürümeyi, esen rüzgarda saçlarımı savurmayı.. ben çok özledim kurumuş yaprak seslerini. ve teoman'nın sonbahar şarkısını söylemeyi....
sonbaharda aşk filmi izlemeyi


sonbaharda centralpark'da oturup kahve içmeyi



sevgilileri elele görmeyi...

NE ÇOK ÖZLEDİM SONBAHAR SENİ